Kırmızı bir zemin üzerinde boş satırlı bir anket panosu ve yanında mercimek ve nohut dolu sarı bir tabak

ABD’de Bir Ankette Kendini Vejetaryen Sayanların Çoğu Et ya da Balık Yediğini Bildirdi: Beslenme Araştırmaları İçin Ne Anlama Geliyor?

Vejetaryen beslenme üzerine yapılan pek çok çalışma basit bir soruyla başlar: “Kendinizi vejetaryen olarak görüyor musunuz?” Ekim 2026’da International Journal of Epidemiology dergisinde yayımlanan bir çalışma, bu sorunun yanıtının insanların gerçekte yediklerine ne kadar uyduğunu inceledi. ABD’de yapılan büyük bir ulusal araştırmada, kendini vejetaryen olarak tanımlayan yetişkinlerin çoğu, beslenmelerinin kaydedildiği günlerde et, tavuk ya da balık yediğini bildirdi. Bu bulgu vejetaryen beslenmenin sağlıklı olup olmadığı hakkında bir şey söylemiyor. Yalnızca bu tek soruya dayanan çalışmalara ne kadar güvenilebileceğini sorgulatıyor.

Çalışma

Araştırma ekibi Charité – Berlin Üniversite Tıp Merkezi, Alman Federal Risk Değerlendirme Enstitüsü (BfR) ve Boston Üniversitesi Halk Sağlığı Okulu’ndan araştırmacılardan oluşuyor. Ekip, ABD’nin Ulusal Sağlık ve Beslenme İnceleme Araştırması NHANES’in 2007–2010 yıllarında topladığı verileri kullandı ve 11.180 yetişkini analize aldı.

Katılımcılara kendilerini vejetaryen olarak görüp görmedikleri soruldu. Her katılımcı ayrıca en fazla iki kez 24 saatlik geriye dönük besin tüketim kaydı verdi; yani bir önceki gün yiyip içtiği her şeyi tek tek saydı. Araştırmacılar et, tavuk ve deniz ürünü içermeyen beslenmeyi vejetaryen saydı ve kişilerin soruya verdiği yanıtı bu kayıtlarla karşılaştırdı.

Bulgular

  • Vejetaryenler azdı: Katılımcıların yalnızca %2,2’si vejetaryen olduğunu söyledi.
  • Çoğu et ya da balık bildirdi: Kendini vejetaryen olarak tanımlayanların yaklaşık üçte ikisi (%68) kayıtlarda et, tavuk ya da balık bildirdi; bunların çoğu bunu her iki kayıt gününde de bildirdi.
  • Tersi nadirdi: Vejetaryen olmadığını söyleyenler arasında kayıtlarında et, tavuk ya da balık görünmeyenler çok azdı (%1,6).
  • Etsiz günler kişiyi vejetaryen yapmıyor: Kayıtlarında et, tavuk ya da deniz ürünü görünmeyenlerin yalnızca yaklaşık üçte biri (%32) kendini vejetaryen olarak tanımladı. Bu, pek çok kişinin aslında vejetaryen olduğu anlamına gelmiyor. Bu kişilerin çoğu et yiyen kişilerdi; yalnızca kayıt günlerinde et yememişlerdi.

Hata her yerde aynı da değildi. Yazarlar bunu “diferansiyel” (gruplar arasında farklılaşan) yanlış sınıflandırma olarak adlandırıyor: kişilerin yanıtı ile kayıtları arasındaki uyum, incelenen sağlık sorunu olanlarda ve olmayanlarda farklıydı.

Bu bulgu yeni değil. ABD’de 1990’larda 13.313 kişiyle yapılan bir beslenme araştırması da kendini vejetaryen sayanların “kırmızı et, tavuk ya da balık tüketebileceğini” bulmuştu. O araştırmada hem kendini vejetaryen sayan hem de kayıtlarında neredeyse hiç et görünmeyen kişiler, örneklemin yalnızca %0,9’unu oluşturuyordu.

Aynı veri, farklı sonuçlar

Çalışmanın asıl amacı, bu hatanın sonuçları ne kadar değiştirebileceğini göstermekti. Araştırmacılar dört sağlık sorununa baktı: düşük kemik yoğunluğu (osteopeni), yüksek kan kolesterolü, depresyon ve bağırsak sağlığı. Katılımcıları üç farklı şekilde grupladılar: soruya verdikleri yanıta göre, besin kayıtlarına göre ve ikisini birlikte kullanarak (ikisi de uyuşuyorsa vejetaryen).

Sorunu en açık depresyon gösteriyor. Vejetaryen olmayanlarla karşılaştırıldığında vejetaryenlerde depresyon olasılığı, kişinin kendi yanıtına göre daha düşük, besin kayıtlarına göre daha yüksek, ikisi birlikte kullanıldığında ise çok daha düşük göründü (olasılık oranları sırasıyla 0,76; 1,14 ve 0,36. Oranın 1’in altında olması daha düşük olasılık anlamına gelir). Yani aynı veri ters yönlere işaret etti. Bu sonuçların hiçbiri istatistiksel olarak anlamlı değildi; sonuncusu depresyonu olan yalnızca dört vejetaryene dayandığı için üçü arasında en belirsiz olanıydı.

Araştırmacılar ardından, yanlış sınıflandırmanın sonuçları farklı varsayımlar altında ne kadar kaydırabileceğini tahmin etti; bunun için nicel yanlılık analizi denen yöntemleri kullandı. Bu yöntemler gerçek sonucu ortaya çıkarmaz. Kemik yoğunluğunda tahmin, seçilen varsayıma göre belirgin biçimde değişti; en yüksek tahmin, verilerin desteklemediği bir varsayımdan geliyordu.

Yazarlar, çalışmanın amacının “vejetaryen beslenmenin etkisi hakkında varsayımda bulunmak olmadığını” vurguluyor. Bu bir yöntem çalışması: vejetaryen beslenmenin kemiklere, kolesterole, ruh hâline ya da bağırsak sağlığına zarar verdiğini veya onları koruduğunu göstermiyor.

Bir çalışmayı okurken ne anlama geliyor?

Yazarlar, vejetaryenleri kişinin beyanıyla, besin kayıtlarıyla ya da ikisinin birleşimiyle tanımlamanın “birbirinden ayrışan sonuçlara yol açtığı” sonucuna varıyor. Okur için üç soru yol gösterir:

  • Beslenme nasıl tanımlanmış? Çalışma tek bir “Vejetaryen misiniz?” sorusuna mı dayanıyor, yoksa insanların ne yediğini de kaydetmiş mi? Bu araştırmada iki yöntem çoğu zaman birbirini tutmadı ve hiçbiri altın standart değil.
  • Vejetaryen grubu ne kadar büyük? Bu araştırmada vejetaryenler küçük bir gruptu. Küçük gruplardan çıkan sonuçlar daha belirsizdir ve gruba kimin sayıldığındaki küçük bir değişiklik sonucu değiştirebilir.
  • Yazarlar yanlış sınıflandırmayı tartışıyor mu? Makale daha önceki bir incelemeye atıf yapıyor: beslenme araştırmalarındaki sistematik derlemelerin çoğu (%60) bu tür hatayı hesaba katıyor, ama yalnızca %13’ü hatanın sonuçları hangi yöne ya da ne kadar kaydırabileceğini tartışıyor.

Veriler 2007–2010 yıllarında araştırmaya katılan ABD’li yetişkinlerden geliyor; kesin oranlar başka ülkelerde farklı olabilir. Çalışma veganları ayrıca incelemedi. Başka hangi soruların sorulacağını beslenme araştırmaları nasıl okunur rehberimizde anlattık. Daha önce ele aldığımız büyük çalışmaları, örneğin kalp sağlığı meta-analizini ve 65 yaş üstü vejetaryenler çalışmasını, bu bilgiyle okumakta yarar var.

Çalışmanın sınırları

Yazarlar sınırları kendileri sıralıyor. İki günlük besin kaydı, vejetaryenleri belirlemek için altın standart değil. Çalışma yalnızca beslenmenin sınıflandırılmasındaki hataya baktı; sağlık sonuçlarının ve diğer etkenlerin hatasız ölçüldüğünü varsaydı. Sağlık sonuçlarından ikisi (depresyon ve bağırsak sağlığı) de kişinin kendi beyanına dayanıyordu. Yazarlar ayrıca insanların vejetaryen beslenmeyi kültürel ve dinî nedenler de dâhil olmak üzere farklı nedenlerle seçtiğini, bunun hem beslenmelerini nasıl tanımladıklarını hem de sağlıklarını etkileyebileceğini belirtiyor.

Yazarlar, gelecekteki çalışmaların beslenmeyi kesin bir evet-hayır kategorisi olarak değil, örneğin kişinin ne kadar hayvansal besin yediği gibi sürekli bir ölçü olarak ele alabileceğini öneriyor.

Kaynaklar

  1. Ghoreishi N, Kurth T, Knüppel S, Fox MP. Exposure misclassification of self-reported vegetarian diet and its impact on health outcomes. Int J Epidemiol 2026;55(5):dyag168.
  2. Haddad EH, Tanzman JS. What do vegetarians in the United States eat? Am J Clin Nutr 2003;78(3 Suppl):626S–632S.

Bu yazıyı paylaşın

WhatsAppFacebookX

Editör: Anıl Güler, Eczacı
Son gözden geçirme: 12 Ekim 2026

Benzer Gönderiler