Hayvansal Kaynaklı Katkılar: E120, E441, E904 ve E920 Etikette Ne Anlatır?
E numarası, bir maddenin gıdada ne işe yaradığını ve güvenlilik değerlendirmesinden geçtiğini söyler. Neyden yapıldığını söylemez. “Hangi katkılar hayvansal?” sorusunda hep aynı dört numara geçiyor — E120, E904, E920 ve E441 — ve dördü bu soruya dört ayrı biçimde cevap veriyor. Birincisi her zaman böcek. İkincisi bir böcek salgısı. Üçüncüsü üç ayrı yoldan üretilebiliyor ve etikette hangisi olduğu yazmıyor. Dördüncüsü ise bugünkü katkı listesinde hiç yok. Aşağıda bu sırayla ele alıyoruz.
E120 (karmin, koşnil): her zaman böcek
Karmin, belirsizliği olmayan tek durum. AB tanımı E120’yi koşnil ekstresi, karminik asit ve karminler olarak tarif ediyor; boya, dişi koşnil böceğinin (Dactylopius coccus) kurutulmuş bedenlerinden elde ediliyor. Bu numarayla satılan bitkisel bir sürümü yok. Etikette E120, koşnil, karmin ya da karminik asit yazıyorsa renk böcekten gelmiştir.
Güvenlilik tarafında EFSA 2015’te E120’yi yeniden değerlendirdi ve önceki komitelerin belirlediği kabul edilebilir günlük alım miktarını korudu: vücut ağırlığının kilogramı başına günde 5 mg karmin. Panel bunu, karminin yaklaşık yüzde 50’si karminik asit olduğu için günde kilogram başına 2,5 mg karminik asit olarak ifade etti. İncelenen hayvan çalışmalarında toksikolojik bir sorun görülmedi ve karminik asidin genotoksik olmadığı sonucuna varıldı. Panel ayrıca AB tanımının adının değiştirilmesini ve safsızlık olarak bulunan toksik element sınırlarının sıkılaştırılmasını istedi.
Karminde klinik olarak önemli olan şey zehirlilik değil, alerji. Karmin, IgE aracılı tepkileri belgelenmiş az sayıdaki renklendiriciden biri:
- 1998 tarihli bir olgu bildirimi, baharat deposunda çalışan 35 yaşında bir kişide karmin elleçlemesine bağlı mesleki astım ve rinokonjonktivit tanımlıyor; kişi daha sonra karmin içeren kırmızı bir şekerlemeyi yiyince de tepki geliştirmiş.
- 2022 tarihli bir çalışma, katkı maddesi duyarlılığından şüphelenilen ürtiker hastalarında karmin alerjisini plasebo kontrollü ağızdan provokasyonla değerlendirdi; tepkiler hem ani hem gecikmiş olabiliyor ve yazarlara göre sıklıkla gözden kaçıyor.
- Dermatitis dergisindeki 2018 tarihli bir yazı, daha önce duyarlanmış kişilerde yeniden maruziyetten sonra görülen sistemik kontakt dermatiti anlatıyor.
- 2009 tarihli bir bildirimde, jenerik azitromisine bağlandığı sanılan anafilaktik tepkinin aslında tabletin kaplamasındaki karminden kaynaklandığı gösterildi.
Son örnek işin pratik dersi: karmin yalnız gıdada değil, tablet kaplamasında da karşınıza çıkar.
E904 (şelak): bir kabuklubit salgısı
Şelak, şekerlemelerin, draje çikolataların, kahve çekirdeklerinin ve cilalı elmaların üzerindeki parlak kaplama; birçok tablet ve kapsülde de var. AB tanımı ne olduğu konusunda açık: şelak, saflaştırılmış ve ağartılmış lak, yani Laccifer (Tachardia) lacca Kerr böceğinin reçineli salgısı.
Nasıl toplandığı, kaçınıp kaçınmayacağına karar veren kişi için önemli. EFSA’nın yeniden değerlendirmesi süreci anlatıyor: lak böcekleri ağaç dallarına yerleşiyor, bu dallar yaklaşık 20 santimlik parçalar hâlinde kesilip “çubuk lak” olarak hasat ediliyor. Çubuk lak dalı, reçineyi, mumu, polisakkaritleri — ve böcekleri içeriyor; böcekler ezilip elenen ham maddenin bir parçası. Yani şelak, insanların bazen bal benzetmesiyle düşündüğü gibi, canlı hayvandan toplanan bir salgıdan ibaret değil.
EFSA şelakı 2024’te yeniden değerlendirdi ve fiziksel renk gideriminden geçmiş mumsuz şelak için gün başına kilogram vücut ağırlığına 4 mg kabul edilebilir alım miktarı belirledi; dayanağı, gözlenen advers etkisiz düzeyin günde kilogram başına 400 mg olması ve 100’lük belirsizlik katsayısı. Bu sonuçta akılda tutulması gereken üç ayrıntı var:
- Bu miktar geçici; panel organoklorlu safsızlıklar konusunda veri istedi.
- Gıda katkısı olarak kullanılan mum içeren şelak için geçerli değil.
- Birkaç yaş grubunda, yüksek maruziyet senaryolarında 95. persentilde bu miktar aşıldı. Panel aşımı düşük buldu ve hem maruziyet hem toksisite tahminlerinin ihtiyatlı olduğunu belirtti. Yine de bir parlatıcı maddede alım sınırının aşılması alışılmış bir durum değil; bir çocuğun günde kaç cilalı ürün yediğine bakmak için yeterli sebep.
E920: aynı numara, üç ayrı köken
İlk iki numarada kaynak, maddenin tanımının içindeydi. Bu numarada değil. L-sistein bir un işleme maddesi. Glutendeki disülfit bağlarını kırıyor, böylece hamur gevşiyor ve yoğurma süresi kısalıyor; endüstriyel ekmekte, pizza tabanında, simit ve poğaçada işe yarıyor.
Burada E numarası kökeni gerçekten söyleyemez, çünkü aynı madde birden fazla üretim yolundan izinli. EFSA’nın 2025 tarihli hayvan yemi değerlendirmesi bu yolları açıkça sıralıyor. L-sistein hidroklorür monohidrat, Escherichia coli gibi üretim suşlarıyla fermantasyonla üretilmiş hâliyle izinli; ayrıca kanatlı tüyünden keratin hidrolizi ile üretilmiş hâliyle de izinli. L-sisteinin kendisi ise kimyasal sentez ya da protein hidrolizi ile üretilmiş hâliyle izinli. Keratin hidrolizi ise tüy ve kıl gibi keratin kaynaklarının parçalanması anlamına geliyor.
Fermantasyon bugün baskın endüstriyel yol; ama “baskın” ile “tek” aynı şey değil ve etikette her hâlükârda aynı dört karakter (E920) yazıyor. E920 konusunda kesinlik isteyen bir vegan alıcının iki seçeneği var: vegan sertifikası taşıyan bir ürün ya da üreticiden o ürüne özel yazılı yanıt.
E441: artık var olmayan numara
Şimdiye kadarki üç numara katkı listesinde var. Dördüncüsü yok. E441, sayısız “kaçınılacak hayvansal içerikler” listesinde jelatin olarak geçiyor. Doğrusunu söylemek gerek: E441 bugünkü onaylı katkı listesinde yok. Birleşik Krallık Gıda Standartları Ajansı’nın onaylı katkı listesine bakın: E120, E901, E904, E920, E471 ve E631 adlarıyla orada; E441 yok.
Bunun sebebi jelatinin ortadan kalkması değil. Sebep, jelatinin katkı maddesi olarak düzenlenmemesi. Jelatin, hayvansal kolajenden yapılan bir gıda bileşeni ve hayvansal ürün hijyeni kurallarına tabi — EFSA da örneğin geviş getiren hayvanların kemiklerinden elde edilen kolajen ve jelatinin BSE riskini bu çerçevede değerlendiriyor. Kaynağı konusunda ise şüphe yok: 2024 tarihli EFSA görüşü, kolajen ve jelatin üretiminde başlıca kullanılan türlerin domuz, sığır ve balık olduğunu yazıyor.
Pratik sonuç rahatlatıcı değil, tersi. Jelatin katkı değil bileşen olduğu için içindekiler listesinde açık adıyla yazılıyor — “jelatin”, “sığır jelatini” — ve taranacak bir E numarası yok. Etikette E441 arayıp bulamamak hiçbir şey kanıtlamaz.
Gri numaralar: E471, E631, E901
Üç numara daha anılmayı hak ediyor: bunlar hem hayvansal sanılıp gereksiz yere elenen, hem bitkisel sanılıp rahatça geçilen numaralar.
- E471, yağ asitlerinin mono- ve digliseritleri. Ekmekte, dondurmada, margarinde ve bisküvide emülgatör. Yağ asitleri bitkisel yağlardan da gelebilir, hayvansal yağdan da. Numara hangisi olduğunu söylemez.
- E631, dizodyum inozinat. Genellikle E621 ile birlikte kullanılan bir lezzet artırıcı. Et ya da balık materyalinden de üretilebilir, fermantasyonla da. Yine numara söylemez.
- E901, balmumu. Vegan açısından bakıldığında her zaman hayvansal — arılar yapıyor — ama et ve sütten kaçınan birçok kişi bunu böcekten elde edilen renklendiricilerden farklı değerlendiriyor. Bu kişisel bir sınır, etiket sorusu değil.
Etiket gerçekte nasıl okunur?
İşin büyük kısmını dört alışkanlık hallediyor:
- Yalnız E numaralarını değil, içindekiler listesini okuyun. Jelatin, peynir altı suyu, kazein, laktoz, karmin ve şelak çoğu zaman adıyla yazılır. E numarası taraması, numarası olmayan bütün bileşenleri kaçırır.
- E120 ve E904’ü kapanmış soru, E471, E631 ve E920’yi açık soru sayın. İlk ikisi tanımı gereği hayvansal. Son üçü için sertifika ya da üreticiden yanıt gerekiyor.
- Kaplamalara ve cilalara bakın, ilaçlar dahil. Karmin de şelak da tablet üzerinde kullanılıyor ve orada içerikler gıdadakinden farklı biçimde listeleniyor.
- Sertifika varsa ondan yararlanın. Vegan mührü, doğrulama işini tedarik zincirini denetleyebilecek birine devrediyor; etiket okuyan bir alışverişçi bunu yapamaz. Vegan sertifika etiketleri ne anlama geliyor yazımız ve Certified Plant Based ile Vegan Sertifikası karşılaştırması hangi mührün neyi vaat ettiğini anlatıyor.
Yardımcı maddelerin nadiren göründüğü ve değiştirmenin her zaman mümkün olmadığı ilaç ve takviyeler için ayrı bir rehberimiz var: ilaç ve takviyelerde hayvansal kaynaklı yardımcı maddeler nasıl fark edilir.
Türkiye ne diyor: bilgi var ama sizin etiketinizde değil
Türk Gıda Kodeksi Gıda Katkı Maddeleri Yönetmeliği’nde (30 Haziran 2013, Resmî Gazete sayı 28693) bu yazıyı doğrudan ilgilendiren bir hüküm var. Katkı maddelerinin kendi ambalajında bulunması zorunlu bilgiler sayılırken iki madde şunu istiyor:
- Madde 22 — son tüketiciye sunulmayacak, yani fabrikaya satılan katkı maddeleri için: “Gıda katkı maddesinin elde edildiği kaynağın adı” ve “Hayvansal gıda katkı maddesinin elde edildiği hayvanın türü”.
- Madde 23 — son tüketiciye satılan katkı maddeleri için aynı iki bilgi tekrar sayılıyor: kaynağın adı ve hayvansal katkının elde edildiği hayvan türü.
Yani E920’nin tüyden mi fermantasyondan mı geldiği, E471’in yağının hayvansal mı bitkisel mi olduğu bilgisi Türkiye’de yazılı olmak zorunda — ama katkının kendi ambalajında. Market rafındaki bitmiş ürünün içindekiler listesinde değil.
Pratik sonucu şu: aradığınız bilgi zincirin bir yerinde kayıtlı ve üreticinin elinde. Bir markaya “bu üründeki E471’in kaynağı nedir” diye yazmak, cevabı olmayan bir soru sormak değil; üreticinin tedarikçisinden almak zorunda olduğu bir bilgiyi istemektir. Yanıt alamamak bilginin var olmadığı anlamına gelmez.
Aynı yönetmelik, renklendiriciler için ek bir etiket uyarısı da öngörüyor: Madde 24, ekte listelenen bazı renklendiricileri içeren gıdaların etiketinde ilave bilgi bulunmasını istiyor. Karmin bu listede mi, ek dosyası indirilemediği için bu yazıda söylenmiyor; ayrıca bakılacak.
Kapsam notu
Buradaki mevzuat ifadeleri AB gıda katkı maddeleri hukukuna — EFSA görüşlerinde atıf yapılan 1333/2008 sayılı Tüzük ve 231/2012 sayılı Komisyon Tüzüğü’ndeki tanımlara — ve Birleşik Krallık Gıda Standartları Ajansı’nın yayımlanmış onaylı katkı listesine dayanıyor. Türkiye tarafında yalnız Gıda Katkı Maddeleri Yönetmeliği’nin ana metni okundu; yönetmeliğin E kodu listelerini taşıyan ekleri indirilemedi. Bu yüzden hangi numaranın Türkiye listesinde yer aldığına dair burada bir iddia yok — yukarıdaki E numarası karşılaştırmaları AB ve Birleşik Krallık listelerine dayanıyor. Türkiye’nin etiketleme kurallarını ayrı bir yazıda ele alacağız.
Kaynaklar
- EFSA Panel on Food Additives and Nutrient Sources added to Food (ANS). Scientific Opinion on the re-evaluation of cochineal, carminic acid, carmines (E 120) as a food additive. EFSA J. 2015;13(11):4288. doi:10.2903/j.efsa.2015.4288.
- EFSA Panel on Food Additives and Flavourings (FAF). Re-evaluation of shellac (E 904) as a food additive and a new application on the extension of use of shellac (E 904). EFSA J. 2024;22(8):e8897. doi:10.2903/j.efsa.2024.8897.
- EFSA Panel on Additives and Products or Substances used in Animal Feed (FEEDAP). Safety and efficacy of the feed additives l-cysteine and l-cysteine hydrochloride (monohydrate and anhydrous). EFSA J. 2025;23(10):e9689. doi:10.2903/j.efsa.2025.9689.
- EFSA Panel on Biological Hazards (BIOHAZ). BSE risk posed by ruminant collagen and gelatine derived from bones. EFSA J. 2024;22(7):e8883. doi:10.2903/j.efsa.2024.8883.
- Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı. Türk Gıda Kodeksi Gıda Katkı Maddeleri Yönetmeliği. Resmî Gazete. 30 Haziran 2013, sayı 28693. Erişim: 26 Eylül 2026.
- Food Standards Agency. Approved additives and E numbers. Erişim: 26 Eylül 2026.
- Acero S, Tabar AI, Alvarez MJ, Garcia BE, Olaguibel JM, Moneo I. Occupational asthma and food allergy due to carmine. Allergy. 1998;53(9):897-901. doi:10.1111/j.1398-9995.1998.tb03998.x.
- Sadowska B, Sztormowska M, Gawinowska M, Chełmińska M. Carmine allergy in urticaria patients. Postepy Dermatol Alergol. 2022;39(1):94-100. doi:10.5114/ada.2020.100821.
- Rundle CW, Jacob SE, Machler BC. Contact Dermatitis to Carmine. Dermatitis. 2018;29(5):244-249. doi:10.1097/DER.0000000000000386.
- Greenhawt M, McMorris M, Baldwin J. Carmine hypersensitivity masquerading as azithromycin hypersensitivity. Allergy Asthma Proc. 2009;30(1):95-101. doi:10.2500/aap.2009.30.3199.
Editör: Anıl Güler, Eczacı
Son bilimsel inceleme: 27 Eylül 2026