Yazı kapağı. Sağda kalın koyu çizgilerle çizilmiş, içi boş, eski tip dikdörtgen bir tel kafes duruyor; ön kapısı ardına kadar açık, tepesinde bir taşıma halkası var. Kafesin arkasındaki kırmızı ışınlı dairesel madalyon parmaklıkların ve açık kapının arasından görünüyor. Solda yazının başlığı yer alıyor: Kitap değerlendirmesi, Kafesler Boşalsın, Tom Regan, 2004, Hayvan Haklarıyla Yüzleşmek. Eski baskı afişi üslubunda bir çizim.

Kafesler Boşalsın: Tom Regan ve Hayvan Hakları

Veganlık üzerine konuşmaların çoğu yiyecekle başlar. Tom Regan başka bir soruyla başladı: Hayvanlara haksızlık edilebilir mi? Türkçeye Kafesler Boşalsın adıyla çevrilen Empty Cages: Facing the Challenge of Animal Rights (2004), bu soruyu henüz ikna olmamış okurlara yöneltme girişimiydi.

Publishers Weekly kitabı “dostça ama ödünsüz bir manifesto” diye niteledi. İncelemeye göre Regan kitabı, akademik çalışmalarının “popüler bir tamamlayıcısı” olarak tasarlamıştı; filozoflar için değil, genel okur için bir kitap.

Yazar

17 Şubat 2017’de, 78 yaşında hayatını kaybeden Regan, North Carolina State Üniversitesi’nde onursal felsefe profesörüydü. Kuramsal ana eseri The Case for Animal Rights 1983’te yayımlandı.

Ne kadar beklenmedik bir savunucu olduğunu fırsat buldukça hatırlatırdı. 2006’da The Vegan Society’ye verdiği röportajda, büyürken her kesimden ve her türden “et” yediğini, üniversite masraflarını karşılamak için de kasaplık yaptığını anlattı. 2011’de buna, bir zamanlar eşi Nancy’ye “şık bir vizon şapka” aldığını ve ona bir mektubunda fillerin “eşya” olduğunu yazdığını ekledi. Minyatür kanişleri Gleco, onlar tatildeyken bir arabanın çarpmasıyla öldü; Regan bu ölümün “hayatımızın değişmesine yardım ettiğini” söylüyor. Değişim yine de yavaş oldu: Çift, vegan olmadan önce birkaç yıl lakto-ovo vejetaryen olarak yaşadı. Regan bu yolculuğu şöyle özetliyor: “Genlerde bir şey yok. Şam yolunda bir dönüşüm deneyimi de yok. Yalnızca hayvan hakları savunuculuğuna uzanan uzun ve zahmetli bir yol.”

Kuram

Regan’ın 1985 tarihli “The Case for Animal Rights” denemesi, kitabın savunduğu görüşü kısa ve derli toplu biçimde ortaya koyar. İlginçtir ki deneme, Peter Singer’ın derlediği In Defense of Animals kitabında yayımlandı.

Çıkış noktası, insanın birçok hayvanla paylaştığı bir özellik. Regan her birimizi şöyle tanımlar: “bir yaşamın deneyimleyen öznesi; başkalarına yararımız ne olursa olsun bizim için önem taşıyan bireysel bir esenliği olan bilinçli bir varlık”. Böyle varlıkların, onun içsel değer dediği bir değeri vardır ve bu değere eşit ölçüde sahiptirler. Publishers Weekly incelemesine göre Kafesler Boşalsın bu yaşam öznelerinin arasına “memelileri, kuşları ve (belki) balıkları” katıyor.

Regan faydacılıktan burada ayrılır. Hayvan etiğinde bu yaklaşım en çok Singer’la özdeşleşmiştir. Faydacı, etkilenen herkes için doyum ile doyumsuzluk arasındaki en iyi dengeyi sağlayacak eylemi arar. Regan’ın itirazı şuydu: Faydacılık “farklı bireylerin eşit ahlaki haklarına yer vermez, çünkü onların eşit içsel değerine yer vermez”. Hak temelli bir bakışta, toplam sonuç daha iyi çıksa bile bir bireye yapılamayacak şeyler vardır.

Vardığı sonuç ödünsüzdür: “Temel yanlış, hayvanları kendi kaynaklarımız olarak görmemize izin veren sistemdir”. 1985 denemesi üç hedef sayar: bilimde hayvan kullanımının tamamen kaldırılması, ticari hayvancılığın tamamen sona erdirilmesi, ticari ve sportif avcılık ile tuzakçılığın tamamen ortadan kaldırılması.

Neden boş kafesler?

Kitabın adı bu görüşü tek bir karşıtlığa sığdırır. Regan bunu, ilk kez 1986’da bir broşür için yazdığı ve 2011’de Animal Rights Zone’a verdiği röportajda küçük düzeltmelerle aktardığı bir özette şöyle dile getiriyor: “Örneğin bilimde kullanılan hayvanlar söz konusu olduğunda adaletin istediği daha büyük, daha temiz kafesler değil, boş kafeslerdir; ‘geleneksel’ hayvancılık değil, ölü hayvanların etine dayanan bütün ticaretin tamamen sona ermesidir”. Özgün metindeki karşıtlık şöyle kurulmuş: “not larger, cleaner cages … but empty cages”.

Aynı özet, başka mücadelelerle karşılaştırmayı da açıkça yapıyor. Regan’a göre adalet “reform edilmiş” kölelik ya da “reform edilmiş” çocuk işçiliği istemedi, bunların kaldırılmasını istedi: “Mutlak bir adaletsizliği yalnızca reform etmek, adaletsizliği uzatmaktır.” Bu, kaldırılacakları güne kadar hiçbir şey yapmamak anlamına gelmiyordu. Regan uygulamaları birer birer sona erdirmeyi hedefleyen kampanyalardan yanaydı ve bu tür kampanyalar için “Empty Cages‘te birkaç örnek sıraladım” diyordu.

Kitap neleri ele alıyor?

Publishers Weekly‘ye göre kitabın asıl gücü; fabrika çiftliklerinde, vizon çiftliklerinde, av sahalarında, yunus gösterilerinde ve araştırma laboratuvarlarında hayvanlara yapılan zulmü anlatmasından geliyor. İncelemeye göre kitap, hayvanların besin, giyim, eğlence, hatta insanlara büyük yarar sağlayan tıbbi araştırmalar için bile sömürülemeyeceği katı bir görüşü savunuyor. Kitap okurdan çiftlik hayvanlarını birer birey olarak görmesini de istiyor; incelemenin alıntıladığı bir cümle şöyle: “kültürümüz bize Penny ve Sweet Pea gibi tavukları ayrı birer birey olarak görmemeyi öğretir”.

Regan bu savı dile getirenleri de savunuyor. İncelemeye göre hayvan hakları savunucularını gözü dönmüş fanatikler olarak değil, “Norman Rockwell Amerikalıları”, yani sıradan yurttaşlar olarak anlatıyor ve birkaç dönüşüm hikâyesine yer veriyor. Özgün yayıncının tanıtımına göre kitap, savunucuların medyadaki olumsuz imgesini sorguluyor, “insani muamele” söylemini eleştiriyor ve mevcut yasaların kurumsal zulmü neden meşrulaştırdığını açıklıyor. İletişim’in Türkçe tanıtımına göre de kitap, “İnsanların hayvanlara korkunç şeyler yapmaktan vazgeçmeleri!” gibi basit bir talebi dile getiren savunucuların bu talebi hangi düşünce ve değerlere dayandırdığını anlatıyor.

Regan’ın kendisi iki bölüme dikkat çekmişti. Eylemcilerin kundaklamalarından söz ederken medyanın artık hayvan istismarının zindanlarını değil “iç teröristleri” anlattığını söylemiş, bu konuda kitabın birinci bölümünde daha fazlasını anlattığını eklemişti. On birinci bölüm ise eylemcilikte şiddet sorusunu ele alıyor; Regan 2011’de bu soruyu o bölümden yararlanarak uzun uzun yanıtladı. Orada mülke zarar vermenin de bir şiddet biçimi olduğunu Gandhi ve Martin Luther King örnekleriyle savundu ve Hayvan Kurtuluş Cephesi (ALF) için “ALF’nin yöntemlerine katılmıyorum” dedi.

Frank ve Mary Hoffman’ın bir incelemesi, kitaptaki “Objections to Animal Rights” (Hayvan Haklarına İtirazlar) başlıklı bölümden söz ediyor. Regan burada “Peki ya bitkiler?” sorusuna ve hayvan hakları için çalışan herkesin bildiği on itiraza daha cevap veriyor; sonuncusu “Önce İnsanların Sorunlarını Çözelim!”

İnsani muamele efsanesi

Regan “insani” sözcüğüne kuşkuyla bakıyordu. 2006 röportajında, insani muamelenin “efsanesi” üzerine yazdığı denemesinden söz ederken, çoğu insanın, sektörler öyle söylediği için hayvanlara çiftliklerde ve laboratuvarlarda iyi davranıldığına inandığını anlattı. Devlet denetçilerinin de “temelde sektörlerin birer kolu olarak çalıştığını” ekledi. Bu hikâyeye itiraz edenler, dedi, “aşırılıkçı kaçıklar” gibi gösteriliyordu. Önerdiği yol, sektör sözcülerinin insani muamele iddialarını, hayvanların gerçekte nasıl yaşadığını gösteren görüntülerle yan yana koymaktı.

Aynı röportaj onu Singer’la karşı karşıya getirdi. Röportajı yapan, Singer’ın, insanların çoğunlukla bitkisel beslendiği ama ara sıra serbest dolaşan tavukların yumurtasını ya da çiftlikte insani biçimde öldürülmüş hayvanların etini yediği bir dünyayı hayal ettiğini aktardı. Regan böyle bir dünyayı hayal edebildiğini, ama savunucuların uğruna çalışması gereken dünyanın bu olmadığını söyledi. Ölmekte olan ve çok acı çeken bir hayvanın hayatına son vermek insani olabilirdi; sağlıklı bir hayvanı öldürmek ise bambaşka bir şeydi: “Bu hayvanların boğazını keserek onlara ne iyilik, ne şefkat, ne merhamet göstermiş oluyoruz?”

Kime sesleniyor?

Regan hayvan hakları savunucularını üçe ayırır. Bazıları Leonardo da Vinci gibidir: Küçük yaştan hayvanlara zarar vermemiş, onları korumaya çalışmış ve bunun için kimsenin onu ikna etmesi gerekmemiştir; Regan onlara DaVincian der. Bazıları, Saul’un Şam yolunda değiştiği gibi, tek bir deneyimle değişir; bunlar Damascan‘lardır. Üçüncü grup Muddler‘lardır: Oraya yavaş yavaş, soru sora sora ve gerekçe isteyerek varanlar. İngilizcede “muddle through”, bir işin içinden bocalaya bocalaya çıkmak demektir.

Regan kitabı “To Muddlers, everywhere!”, yani “Her yerdeki Muddler’lara!” diye adadığını söylüyor ve kendini de onlardan sayıyor: “Muddler’larla birlikte çamurun içindeyim; onları ileri gitmeye, bir adım daha atmaya yüreklendirmeye çalışıyorum.”

Eleştirmenler ne dedi?

Publishers Weekly‘nin çekinceleri de vardı. İnceleme kitabın felsefi temellerini “pek titiz değil”, karşı görüşlere yaklaşımını “zaman zaman sabırsız ve bıkkın” buldu; hayvanları duygusallaştırmasının da “bayıcı görünebileceğini” yazdı.

Kuramın kendisine dair daha derin sorular bundan neredeyse yirmi yıl önce sorulmuştu. Felsefeci John Hospers, 1985’te Reason Papers dergisinde Regan’ın 1983 kitabını incelerken görüşlerini “doğrudan eleştiriden çok sorular biçiminde” dile getirdi. Yaşam öznesi kategorisi nerede bitiyor? Hospers’ın aktardığına göre Regan o dönem bir yaşında ya da daha büyük memelileri bu kategoriye katıyor, sürüngenler, kuşlar, balıklar ve böcekler için bilmediğini kabul ediyordu. Dört adamla bir köpeğin bulunduğu kalabalık bir cankurtaran sandalında birinin feda edilmesi gereken örnekte, Hospers, Regan’ın köpeği denize atmaktan çekinmeyeceğini aktarıyor ve “insan ya da hayvan, bütün yaşam öznelerinin eşit içsel değeri ve dolayısıyla yaşama eşit hakkı varsa” bunun nedenini göremediğini yazıyor. Haklar yalnızca zarar vermekten kaçınmayı değil etkin yardımı da gerektiriyorsa, Hospers’a göre “yerine getirilmesi gereken görevlerin öngörülebilir bir sonu kalmıyor”.

Hospers ayrıca 1983 kitabının soyut üslubunun genel okuru bunaltacağı uyarısında bulunmuştu. Kafesler Boşalsın ise tam da Muddler’lar için, yani Hospers’ın önceki kitabın kaybedeceğini düşündüğü türden okurlar için yazıldı. Bu soruların hiçbiri görüşü tek başına çürütmüyor, ama dikkatli bir okurun kitaba bu sorularla yaklaşması yerinde olur.

Künye

  • Kitap: Kafesler Boşalsın: Hayvan Haklarıyla Yüzleşmek (özgün adı: Empty Cages: Facing the Challenge of Animal Rights, 2004)
  • Yazar: Tom Regan
  • Türkçe yayınevi: İletişim Yayınları, Başvuru dizisi 121
  • Çeviri: Serpil Çağlayan
  • Baskı: 2. basım 1. baskı, Ekim 2022
  • Sayfa sayısı: 304
  • ISBN: 9789750533785

Kaynaklar

  1. İletişim Yayınları. Kafesler Boşalsın: Hayvan Haklarıyla Yüzleşmek, kitap sayfası ve künye.
  2. Rowman & Littlefield. Empty Cages: Facing the Challenge of Animal Rights, yayıncı tanıtımı, Google Books kaydı.
  3. Regan T. “The Case for Animal Rights”. In Defense of Animals, derleyen Peter Singer, 1985.
  4. Animal Rights Zone. Tom Regan röportajı, 20 Mayıs 2011.
  5. The Vegan Society. Tom Regan, philosopher and animal rights pioneer, 1938–2017, 20 Şubat 2017. İlk kez The Vegan dergisinin 2006 kış sayısında çıkan röportajın yeniden yayımı.
  6. Hospers J. Tom Regan’s The Case for Animal Rights. Reason Papers, sayı 10, Bahar 1985, s. 113–124.

Bu yazıyı paylaşın

WhatsAppFacebookX

Editör: Anıl Güler, Eczacı
Son gözden geçirme: 13 Eylül 2026

Benzer Gönderiler