Yazı kapağı. Sağda üç çeyrek açıdan çizilmiş, elle çevrilen eski bir teksir makinesi duruyor; yan kolu, silindir tamburu ve dökme demir ayakları görünüyor. Bir yanında boş kâğıt destesi bekliyor, öbür yanından yeni çoğaltılmış boş sayfalar yelpaze gibi yükseliyor. Arkalarında kırmızı ışınlardan oluşan dairesel bir madalyon var. Solda yazının başlığı yer alıyor: Vegan kelimesi nasıl doğdu, Leicester, Kasım 1944. Dört renkli linol baskı üslubu.

“Vegan” Kelimesi Nasıl Doğdu?

Kelimelerin doğum günü vardır. Çoğununki bilinemez, çünkü bir kelime dile kimsenin yazmadığı binlerce konuşmanın içinden sızar. “Vegan” ender bir istisnadır. Ayını, şehrini, çoğaltıldığı dört sayfayı ve daktilonun başındaki adamı adıyla sayabiliyoruz.

Kısa yanıt: Kelime 24 Kasım 1944 tarihli dört sayfalık bir bültende, bir öneri olarak ortaya çıktı. Bültenin kendisi kelimenin nasıl türetildiğini açıklamaz; bugün herkesin tekrarladığı “ilk üç ve son iki harf” açıklaması Watson’ın onlarca yıl sonraki hatırlamasıdır. Bu yazı iddiaları dönemin belgeleriyle karşılaştırıyor ve nerede bilmediğimizi söylüyor.

Yazının varlık sebebi tam da bu kesinlik. Vejetaryenlik ve veganlık tarihi üzerine ara ara yayımlanacak bir dizinin ilk halkası ve tam buradan başlıyor, çünkü sözcük dağarcığının kendisi burada doğuyor. Kasım 1944’ten önce de hiçbir hayvansal ürün yemeyen insanlar vardı. Ama vegan yoktu, çünkü kelime yoktu. Bu tarihten öncesi için birine vegan demek anakronizmdir; bu sitede öyle denmeyecek.

Belge tam olarak nedir?

The Vegan News‘un 1. sayısı, daktiloyla yazılıp çoğaltılmış dört sayfadır. Başlık elle çizilmiştir. Altında, büyük harflerle, başlıktaki kelimenin henüz oturmuş bir kimlik olmadığını gösteren alt başlık durur: “QUARTERLY MAGAZINE OF THE NON-DAIRY VEGETARIANS” — süt ürünü kullanmayan vejetaryenlerin üç aylık dergisi. Fiyatı iki peni, postayla üç peni, yıllık aboneliği bir şilindir. Son sayfa Leicester, Evesham Road 67 adresinden imzalanmış ve 24 Kasım 1944 tarihi düşülmüştür. İmza: Donald Watson.

Watson otuz dört yaşında, ahşap işleri öğretmeni ve Leicester Vejetaryen Derneği’nin sekreteriydi. İşin ne kadar küçük olduğunu bültende kendisiyle hafifçe dalga geçen cümlelerinden öğreniyoruz. Yirmi beş üye vardı ve bir komite kurulamayacak kadar dağınık yaşıyorlardı. Fahri sekreterlik, saymanlık ve denetçilik görevlerinin üçünü birden kendisi üstlenmişti. Bu “demokratik olmayan anayasa” birini rahatsız ediyorsa, yılda bir şilinlik aidatlardan oluşan grup kasasını kendi zimmetine geçirmesini sağlayacak her türlü öneriye açık olduğunu ekliyor.

Bunu aklınızda tutun. Modern veganlığın kurucu belgesi, yirmi beş üyesi olan tek kişilik bir teksir bültenidir ve içinde bir zimmet şakası vardır.

Yeni bir kelime neden gerekti?

Adlandırma sorununun kendi başlığı var: “WANTED — A NAME”, yani “aranıyor: bir ad”. Watson zorluğu açıkça ortaya koyuyor.

Grup kendine “süt ürünü kullanmayan” diyordu. Bu ifade, diye anlatıyor, herkesin anladığı bir günlük dil kalıbı hâline gelmişti, ama “non-lacto” gibi o da “fazla olumsuz”du. Dahası yumurta konusunda hiçbir şey söylemiyordu. Olumsuzlama üzerine kurulu bir ad insanlara neyi reddettiğinizi anlatır; gerçekte ne yediğiniz konusunda susar. “Ne yediğimizi çağrıştıran bir ada ihtiyacımız var,” diyor; tercihen bütün hayvansal besinler elendikten sonra bile doğanın hâlâ şaşırtıcı bir çeşitlilik sunduğunu duyuran bir ad.

Akla gelen kelimeler zaten tutulmuştu. “Vegetarian” ve “fruitarian”, diye belirtiyor, ineklerin ve kümes hayvanlarının “meyvelerine”(!) izin veren derneklerle çoktan özdeşleşmişti; ünlem işareti ona ait. Bu yüzden vardığı sonuç şu: “Görünüşe göre yeni ve uygun bir kelime yapmamız gerekiyor.”

Ardından bir hareketi adlandıran cümle geliyor:

“Süreli yayınımızın bu ilk sayısına bir ad vermek gerektiği için ‘The Vegan News’ başlığını kullandım. Bunu benimsersek beslenme biçimimiz yakında VEGAN beslenme olarak anılacak ve biz de VEGAN mertebesine yükselmeyi ummalıyız. Üyelerin önerileri memnuniyetle karşılanacaktır.”

Özgün metin: “As this first issue of our periodical had to be named, I have used the title ‘The Vegan News’. Should we adopt this, our diet will soon become known as a VEGAN diet, and we should aspire to the rank of VEGANS. Members’ suggestions will be welcomed.”

Bunun ne olduğuna ve ne olmadığına dikkat edin. Bir ilan değil. Onaya sunulmuş geçici bir başlık ve daha iyisini bulma çağrısı. Lehindeki son gerekçe de felsefe değil, daktilo: kısa bir başlığın değerini, diye hatırlatıyor, vejetaryen derneklerinin sekreteri olarak “vejetaryen” kelimesini yılda binlerce kez yazmak zorunda kalanlar en iyi bilir.

Meşhur köken açıklaması belgede yok

Herkes aynı açıklamayı tekrarlar: Watson “vegan”ı, “vegetarian” kelimesinin ilk üç ve son iki harfinden kurmuştur, çünkü bu “vejetaryenliğin başı ve sonu” demektir.

Bunu gerçekten söyledi. Altmış yıl sonra, 2004’te söyledi. Cümle zarif ve 1944’te aklından geçeni pekâlâ anlatıyor olabilir. Ama belgede yok. The Vegan News‘un 1. sayısının dört sayfasında hiçbir köken açıklaması, harflerin nereden geldiğine dair tek kelime, hatta kelimenin nasıl okunacağına dair bir not bile yok. Okurlar postadan kullanma kılavuzu olmayan yeni bir kelime aldılar.

Sonrasında söylediklerinin izini sürmeye değer, çünkü bir köken anlatısının nasıl katılaştığını gösteriyor. Şubat 1945’te, ikinci sayıda Watson bambaşka bir kaynak gösterir; döneme ait elimizdeki tek ifade de budur: ilk sayı çıkmadan önce Bay ve Bayan G. A. Henderson “Allvega” kelimesini, dergi adı olarak da “Allvegan”ı önermişlerdi, “ve Vegan kelimesi buradan alındı.” 1989’da, adı seçme sorumluluğunun tek başına kendisinde olduğunu hatırlattı. 1994’te bir Vegan Society editörü “ilk üç, son iki harf” açıklamasını hiçbir kaynak göstermeden yayımladı. 2002’de yalnızca “ilhamlı bir anda” bu kelimede karar kıldığını söyledi. 2004’te ise bugün herkesin alıntıladığı sürümü anlattı.

Dördüncü bir anlatı daha var. Watson’ın 2005’teki cenazesinde kızı Janet, anne babasının bir baloda olduğunu ve orada Dorothy Morgan’ın — Watson’ın sonraki eşi — harflerin “vegetarian”ın başı ve sonu olmasından hareketle “vegan”ı önerdiğini anlattı. Bu anlatı Janet doğmadan önceki bir akşama dairdir ve hiçbir belgeyle karşılaştırılamaz. Basılı bir sayfanın kanıt olduğu anlamda kanıt değildir. Açıkça yanlış olduğu da söylenemez; üstelik Henderson çiftinin önerdiği uzun biçimin baskıya giden kısa kelimeye nasıl dönüştüğünü açıklar.

Dürüst özet şu: Kelimenin ilk kez ne zaman ve nerede kullanıldığını tam olarak biliyoruz, çünkü sayfa elimizde. Kimin aklına geldiğini ve nasıl kurulduğunu kesin olarak bilmiyoruz, çünkü döneme ait tek açıklama, kaynak olarak Henderson çiftinin “Allvega”sını gösteriyor, geri kalan her şey onlarca yıl sonra hatırlanmış.

Okurların önerdiği adlar

Watson daha iyi fikir istedi ve aldı. Şubat 1945 sayısı listeyi bastı: Allvega, Allvegan, Total Vegetarian Group, Allveg, Allvegist, The True Vegetarian, Neo-Vegetarian, Dairyban, Vitan, Benevore, Benevorous News, Sanivore, Beaumanger, Bellevore.

1989’da geriye bakarken Watson kıl payı atlatılan tehlikeyi açıkça yazdı: “Size ‘vitan’ ya da ‘dairyban’ ya da ‘beaumanger’ denmesi hoşunuza gider miydi?” Okurlara yeni kelimenin nasıl telaffuz edileceğini de öğrettiğini hatırlıyordu: “‘veggan’ ya da ‘veejan’ değil.”

Vejetaryenlerle yollar kavgayla ayrılmadı

Hikâye genellikle bir bölünme olarak anlatılır: vejetaryenler süt ürünü sorusuyla yüzleşmeyi reddetti, veganlar da çekip gitti. Elimizdeki kayıtlar bundan hem daha yumuşak hem daha ilginç.

Eylül 1944’te Watson, yaklaşık on iki kişi adına Manchester’daki Vejetaryen Derneği’ne yazdı. Yönetim kurulunun 19 Eylül 1944 tarihli tutanağı iki önerisini kaydeder: dernek, süt ürünlerinden kaçınan üyeler için bir bölüm kursun ya da böyle bir grup derneğin dışında kurulsun. Kurul, böyle bir bölüm kurmaya imkân göremediğine, ancak dernek dışında bir grup kurulursa derginin sayfalarında bu grubun çalışmalarına yer vermeyi sürdüreceğine karar verdi.

Watson’ın ilk sayıdaki kendi anlatımı bununla tutarlı ve uzlaşmacıdır. Öneri, diye yazıyor, “Komite tarafından anlayışla değerlendirildi; komite, derneğin bütün enerjisini et yemeyi ortadan kaldırma görevine vermeyi sürdürmesi gerektiğine ve böyle bir grubun bağımsız bir gövde olarak hareket etmekte daha serbest olacağına karar verdi.” Dahası, kendi grubuyla “laktolar” arasında husumete gerek olmadığını, hatta aralarından birkaçının zamanının önemli bir kısmını lakto-vejetaryen dava için çalışarak geçirdiğini yazıyor.

Bir itiraz da oldu ve derneğin 18 Kasım 1944 tarihli genel kuruluna taşındı; yönetim kurulunun kararı orada onandı. Altı gün sonra Watson ilk Vegan News‘u bitirdi.

Süt ürünü karşıtlığının kıyıda kalmış bir görüş olmadığını da kaydetmek gerek. Nisan 1944’te Croydon’daki bir tartışmada “vejetaryenler bütün süt ürünlerini elemeyi hedeflemeli” önergesi, Watson’ın aktardığına göre yaklaşık otuza karşı iki oyla kabul edildi. Derneğin kendi dergisindeki dönem raporu aleyhte üç oy verir, lehte sayı vermez. İki rakam da aynı yönü gösteriyor.

1944’ün tanımı bugünkü tanım değildi

İnsanları en çok şaşırtan kısım burası. Kasım 1944’te ne Vegan Society vardı ne de veganlığın bir tanımı. Süt ürünü kullanmayan bir grup vejetaryen, denenmekte olan yeni bir kelime ve alçakgönüllü bir amaç vardı: “Grubumuzun amacı, ahlaki, güvenli ve mantıklı olduğunu düşündüğümüz bir reformun savunusunu yapmaktır.”

Grup 8 Nisan 1945’te adını The Vegan Society olarak değiştirdi. İlk yazılı tanım Mayıs 1945 sayısının başında çıktı ve neredeyse tümüyle yiyecekle ilgilidir:

VEGANLIK, meyve, kuruyemiş, sebze, tahıl ve diğer sağlıklı hayvansal olmayan ürünlerle yaşama pratiğidir.

VEGANLIK insan besini olarak şunları dışlar: et, balık, kümes hayvanı, yumurta, bal; ve hayvan sütü, tereyağı, peynir.

VEGANLIK, hayvansal ürünlere alternatiflerin üretilmesini ve kullanılmasını teşvik etmeyi amaçlar.

Bir beslenme biçimi, bir dışlananlar listesi ve alternatiflere dair bir amaç. Giyimden, çalıştırılan veya eğlence için kullanılan hayvanlardan, bir ilke olarak sömürüden söz yok.

Bu genişleme sonra geldi. 1951’de derneğin o dönemki başkan yardımcısı Leslie Cross, derneğin amacının ve kelimenin anlamının “bugüne dek çıkarım ve kişisel tercih meselesi” olduğunu yazdı ve yeni tüzük maddelerini ortaya koydu: “Derneğin amacı, insanın hayvanları sömürmesine son vermek olacaktır” ve “veganlık kelimesi, insanın hayvanları sömürmeden yaşaması gerektiği öğretisi anlamına gelecektir.” Tek bir tüzük değişikliğiyle veganlık bir yeme biçimi olmaktan çıkıp kendisinden bir yeme biçiminin türediği bir ilke hâline geldi.

Vegan Society’nin bugünkü tanımı — derneğin belirttiğine göre 1988 kışından beri kullanılıyor — bu yapıyı koruyup keskinliğini yumuşatır: hayvanların besin, giyim ya da başka herhangi bir amaçla her türlü sömürülmesini ve onlara yapılan zulmü, mümkün ve uygulanabilir olduğu ölçüde dışlamayı amaçlayan bir felsefe ve yaşama biçimi.

Yani kelime, bugün taşıdığı fikirden daha eski. 1945’te kendine vegan diyen biri tabağı hakkında bir şey söylüyordu. Bugün kendine vegan diyen biri, resmî tanıma göre, hayvanlarla kurduğu ilişkinin tamamı hakkında bir şey söylüyor. Kelime kaldı; içeriği iki kez yeniden yazıldı.

Yıl dönümleri üzerine bir not

Dünya Vegan Günü 1 Kasım’dır. Bu tarih 1994’te, ellinci yıl için seçildi. Kutlama için iyi, tarih yazımı için kötü bir seçimdir; çünkü elimizdeki 1944 belgelerinin hiçbiri o gün bir şey olduğunu kaydetmiyor. Kelimeyi tanıtan bülten 24 Kasım tarihlidir. “Vegan Society” adı Nisan 1945’te benimsendi. Yıl dönümleri sonradan verilmiş kararlardır ve hangi tarihlerimizin kayıt, hangilerinin tercih olduğunu bilmek işe yarar.

Küçük ayrıntılar neden önemli?

Bu hikâyede gözden kaçması kolay iki şey var.

Birincisi, Donald Watson’ın hafızası her ayrıntıda güvenilir değildi ve kendisi de öyle olduğunu iddia etmedi. 2002’de yıllık aidatı beş şilin olarak hatırlıyordu. Elimizdeki bültende bir şilin yazıyor. Bu bir skandal değil; altmış yıl öncesinin evrak işini hatırlamaya çalışan herkesin başına gelen şey. Tarihçilerin belgeye geri dönmesinin sıradan sebebi de bu.

İkincisi, veganlığın kurucusu, dergisinin ilk sayısında kendi bulduğu kelimeden vazgeçirilmeyi istedi. “Vegan”ı bir öneri olarak ortaya koydu, alternatif istedi, gelen alternatifleri yayımladı ve İngilizceye katkıda bulunmak isteyen herkes için seçeneklerin açık kaldığını söyledi. Kelime kısa olduğu ve kimse daha iyisini üretemediği için kazandı; buyrulduğu için değil.

Kapsam notu: Bu bir tarih yazısıdır. Beslenme, sağlık veya tıbbi iddia içermez ve kimsenin beslenme düzeni için öneri sunmaz. Dönemin metinlerinde geçen sağlık görüşleri tarihsel olarak aktarılmıştır; güncel bilimsel bilgi olarak okunmamalıdır.

Kaynaklar

  1. The Vegan News, Sayı 1, Kasım 1944. Donald Watson. Dört sayfalık tıpkıbasım: PDF. Bu yazıdaki bütün doğrudan alıntılar bu nüshadan okunmuştur.
  2. Davis J. The Origins of the Vegans: 1944-46, 2016. Yazar International Vegetarian Union’ın eski müdürü ve tarihçisi. Şubat 1945 ve Mayıs 1945 sayılarından yapılan alıntılar ile Manchester Arşivi’ndeki 19 Eylül 1944 tarihli yönetim kurulu tutanağı bu çalışmadan aktarılmıştır.
  3. Rodger GD. Donald Watson ile röportaj, 15 Aralık 2002, kısaltılmamış çözümleme. The Vegan Society.
  4. Cross L. Veganism Defined, 1951. Yeniden basım.
  5. The Vegan Society. Tarihçe ve veganlık tanımı.

Bu yazıyı paylaşın

WhatsAppFacebookX

Editör: Anıl Güler, Eczacı
Son gözden geçirme tarihi: 12 Eylül 2026

Benzer Gönderiler